Ana Sayfa

    İletişim   

Choose Language

 

Hakkımızda | Etkinliklerimiz | Yayınlarımız  | Kütüphanemiz | Dosyalarımız  | Türk Dünyası | Tarihi Şahsiyetler  | Erzurum  | Görseller  

 
  Erzurum

 

Erzurum Coğrafyası

İl Kimliği

Yüzölçümü

Coğrafi Konum

Bitki Örtüsü

Yüzey Şekilleri

İklimi

Akarsuları

Gölleri

İlçeleri

Erzurum Tarihi

Erzurum'un Adı

Türk Hakimiyetinden Önce Erzurum

Türk Hakimiyetinde Erzurum

Osmanlı Hakimiyetinde Erzurum

Tarihi Eserleri

Arkeolojik Merkezler

Eski Erzurum Resimleri

Gravürlerdeki Erzurum

 

Erzurum Coğrafyası

İl Kimliği
Yüz Ölçümü : 25.086 Km2

          Dünyanın 2000 metrelik plato üzerinde kurulu 200.000'i aşkın sayılı şehirlerinden olan Erzurum'un yerleşim birimlerinin %61'i yüksek kesimlerde yer almaktadır. Genel nüfusun %55'i erkek,%45'i ise kadındır. İlin kapladığı alan 25066 Km2,nüfus yoğunluğu ise 35'tir.Merkez dahil 19 ilçesi bulunmaktadır. Trafik plaka numarası 25'tir.

Coğrafi Konum

Erzurum ili Doğu Anadolu Bölgesi’nin kuzeydoğu kesiminde yer alan Erzurum-Kars Bölümü’nün batı yarısını oluşturur. Çoruh, Fırat ve Aras havzalarının baş1angıç alanında 25.066 km2’lik alanıyla ülke topraklarının % 3.2’sini kaplayan il, 40 15’ ve 42 35’ doğu boylamlarıyla 40 57’ ve 39 10’ kuzey enlemleri arasında yer almaktadır.
           Erzurum’u kuzeyden Rize’nin İkizdere ye Çamlıhemşin; Artvin’in Yusufeli ve Ardanuç; batıdan Bayburt’un Merkez ilçe ve Aydıntepe; Erzincan’ın Tercan ve Otlukbeli; güneyden Bingöl’ün Yedisu ve Karlıova; Muş’un Varto, Bulanık ye Malazgirt; doğudan Kars’in Sarıkamış, Ağrı’nın Eleşkirt ve Tutak; Ardahan’ın Göle ilçeleri çevreler.
        Topraklarının büyük bölümleri yüksek alanlardan o1uşan ili, kuzeyden Rize; batıdan Dumanlı, Mayram ve Kop güneyden Cemal ve Bingöl; doğudan Aras ve Allahuekber dağları ile Ardahan yaylası sınırlar.
          Yaklaşık % 64’ ünü dağların kapladığı Erzurum topraklarının büyük çoğunluğu kültüre elverişlidir. İl topraklarının, % 20.si platolardan. % 12.2’si yaylalardan ve % 4 kadarı da ovalardan oluşmaktadır. % 66’sı çayır ve. mera olarak kullanılan toprakların ancak % 19’unda bitkisel üretim yapılmaktadır.

Bitki Örtüsü

        Orman örtüsü 1.900-2.000 m'den baslar, 2.500 m'ye değin çıkar.Baslıca orman alanları, Oltu, Senkaya ve Olur ilçelerindeki sarıçam ve meşelerdir.İlin bati kesimi ormandan yoksundur.Yalnızca Askale - Erzincan siniri arasında meşeliklere rastlanır.İlin düzlük kesimlerini kaplayan otsu bitkiler, yerine göre bazen ilkbaharda yeşerip yazın kuruyan bozkırlar, bazen de yeşilliklerini yaz sonuna değin koruyan çayırlar halindedir.

Yüzey Şekilleri

Erzurum ilinde yüzey şekillerini,yüksekliği 2.000 metreyi asan yaylalar, bu yaylaların üstünde, yüksekliği 3.000 m'yi aşan dağlar ve yer yer bu yaylaların içine gömülen çukur ovalar oluşturur.Karasu-Aras Dağları adi verilen dağ sınırlarının bazı öğeleri, Erzurum ilinin güneyinde yer alır. Bunların en önemlisi, Erzurum kentinin ve ovasının hemen güneyindeki Palandöken Dağı (3.176m) ile daha doğuda Pasinler ovasının güneyindeki Çakmak Dağı’dır(3.063m). Bingöl Dağı’nın (3.193m) kuzey yarısı, Erzurum ili sınırları içindedir. İlin kuzeyindeki dağlar ise, Kuzey Anadolu Dağları’nın ikinci sırasına bağlıdır. Bu sıranın en önemli dağları, İspir ile Erzurum arasındaki Mescit Dağı (3.239m), daha doğudaki Kargapazari Dağı (3.048m) ve yarısı Kars ilinin sınırları içinde kalan Allahüekber Dağı’dır (3.121m).

       İlin güney ve kuzeyindeki bu dağlar arasına, biri Erzurum Ovası, öbürüyse Pasinler Ovası olmak üzere iki büyük ova girer. İki ovayı birbirinden Deveboynu Geçidi ayırır. Bu çukur ovalardan ilkinin en alçak kesimleri 1.800 m'ye değin iner. İkincisinin zemini ise, deniz düzeyinden 1.650 m yüksektedir.

İklimi

        Erzurum ilinin büyük kesiminde kıslar uzun ve sert, yazlar kısa geçer. İlin kuzeyindeki çukur vadi tabanlarındaysa, iklim sertliğini yitirir.İl merkezinde 50 yılı asan bir süredir gözlem yapan meteoroloji istasyonunun ölçümlerine göre, en soğuk ay ortalaması -8,6 c ,en sıcak ay ortalaması 19,6 c dır. Bugüne değin rastlanan en düşük -35 c, en yüksek sıcaklık ise 35 c dır. Ayni istasyonda yıllık yağış tutarı 453 mm'dir. En az yağış düsen mevsim ilkbahardır. Kıs aylarındaki yağısın büyük bölümü de kar halindedir.

Akarsuları

      İlin Doğu yarısı, sularını Aras Irmağı aracılığıyla Hazar Denizi'ne gönderirken, bati kesiminin suları Karasu aracılığıyla Basra Körfezi'ne gider.Kuzeydeki sular ise, Tortum ve Oltu çayları aracılığıyla Çoruh Irmağı’nda toplanarak Karadeniz'e boşalır.

Gölleri

      İlin en önemli gölü, Tortum Suyu üstündeki Tortum Gölü'dür. 8 km uzunluğunda ve ortalama 1 km genişlikte olan bu göl, Tortum Çayı’nın yakınındaki Kemerlidag'dan inen bir toprak kayması sonucunda tıkanmasıyla oluşmuştur.Gölden Çıkan gideğen, basamaklı arazi üstünde düşüşler yaparak 50 m yüksekliğindeki ünlü Tortum Çaglaya'ni oluşturur.Bu düşüşten yararlanmak amacıyla kurulan Tortum Santrali, çevrenin elektrik enerjisi gereksinimini karsılar.

İlçeleri

 

Merkez

Aşkale

  Çat

Narman

 

Hınıs Oltu
  Horasan Olur
  Ilıca Pasinler
  İspir Pazaryolu
  Karaçoban Şenkaya
  Karayazı Tekman
  Köprüköy Tortum
  Uzundere  

AŞKALE
M.Ö. 1700 yıllarında kurulduğu bilinmektedir. Aşkale, Erzurum'un 38 km. batısında, karayolu ve demiryolu üstünde kurulmuştur. 1937 yılına kadar nahiye iken bu tarihte ilçe olmuştur. İlçenin yüzölçümü 1500 kilometrekare, rakımı ise 1650 metredir. 2000 yılı sayımlarına göre nüfusu 16 bin 829'dur.
ÇAT 
Palandöken dağlarının güney batısında 1960 metre rakımlı etrafı tepelerle çevrili bir ilçedir. Erzurum'a 52 kilometre uzaklıkta bulunan ilçenin yüzölçümü 1118 kilometrekaredir. 2000 yılı sayımlarına göre nüfusu 8 bin 131'dir.
HASANKALE
Pasinler ilçesinin merkezi olan Hasankale'dir. Aynı adı taşıyan kalenin bulunduğu tepenin eteklerinde ve yamaçlarında kurulmuştur. Erzurum'u Kars'a bağlayan karayolları ve demiryolu buradan geçer. Yanı başında sıcak su kaynakları vardır. 2000 yılı sayımlarına göre nüfusu 27.000 civarındadır.
HINIS
Hınıs, aynı adı taşıyan bir çay kıyısında, deniz düzeyinden bin 720 metre yüksekte kurulmuştur. Erzurum'a hem Tekman, hem de Hasankale üstünden iki ayrı yolla bağlanır. Hınıs'tan güneye inen yol ise, Varto üstünden Muş'a ulaşır. 2000 yılı sayımlarına göre nüfusu 31 bin 132'dir.
HORASAN
Aras Vadisi'nin solunda, Erzurum'u İran'a bağlayan karayolu üzerinde kurulmuştur. Ayrıca Erzurum-Kars demiryolu üzerinde de istasyonu vardır. 1953'te ilçe olmuştur. Önemli bir deprem kuşağı üzerinde yer alan Horasan, son olarak 30 Ekim 1983 tarihindeki depremden zarar görmüştür. 2000 yılı sayımlarına göre nüfusu 20 bin 766'dır.
ILICA
Erzurum'un batısında, bu kenti batıdaki merkezlere bağlayan kara ve demiryolu üzerinde kurulmuştur. Eskiden bir bucak merkeziydi. Bir ara Erzurum kentinin belediye sınırları içine alınmış, 9 Mayıs 1990 tarihinde çıkan ve 20 Mayıs 1990 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 3.644 sayılı yasayla yeni kurulan bir ilçenin merkezi olmuştur. 2000 yılı sayımlarına göre nüfusu 14 bin 105'dir.
İSPİR
mescit dağlarının kuzey eteklerinde Çoruh vadisinde kurulmuştur. 2100 kilometrekare alan üzerinde yer almaktadır. 2000 yılı sayımlarına göre nüfusu 11 bin 244'dir.
KARAÇOBAN
Erzurum'un yeni ilçelerinden Karaçoban Erzurum'a 192 kilometre uzaklıktadır. 2000 yılı sayımlarına göre nüfusu 15 bin 620'dir.
KARAYAZI

M.Ö. 3. yüzyılda kurulduğu bilinmektedir. Erzurum'a 153 kilometre uzaklıkta, deniz seviyesinden 2450 metre yüksekliktedir. 1937 yılında ilçe olmuştur. 2000 nüfus sayımına göre nüfusu 7 bin 532'dir.
KÖPRÜKÖY
Aras nehri vadisinde kurulan ilçenin yüzölçümü 470 kilometrekaredir. rakımı ise 1650 metredir. 2000 yılı sayımlarına göre nüfusu 5 bin 351'dir.
NARMAN
Erzurum'un Karadeniz bölgesinde yer alan ilçelerindendir. 909 kilometrekare alana kurulu Narman'ın denizden yüksekliği 2000 metredir. 2000 nüfus sayımına göre nüfusu 13 bin 42'dir.
PAZARYOLU
Çoruh nehri vadisinde Rize dağları ile mescit dağları arasında 1100 kilometrekarelik alana kurulmuştur. Şenkaya: Erzurum'a 185 kilometre uzaklıkta bulunan Şenkaya Allahu Ekber dağlarının eteklerinde 1466 kilometrekarelik bir alana kurulmuş olup, denizden yüksekliği 1850 metredir. 2000 yılı sayımlarına göre nüfusu 4 bin 812'dir.
PASİNLER
Pasinler ilçesinin merkezi olan Hasankale'dir. Aynı adı taşıyan kalenin bulunduğu tepenin eteklerinde ve yamaçlarında kurulmuştur. Erzurum'u Kars'a bağlayan karayolları ve demiryolu buradan geçer. Yanı başında sıcak su kaynakları vardır. 2000 yılı sayımlarına göre nüfusu 28 bin 967'dir.
ŞENKAYA
Erzurum'a 185 kilometre uzaklıkta bulunan Şenkaya Allahu Ekber dağlarının eteklerinde 1466 kilometrekarelik bir alana kurulmuş olup, denizden yüksekliği 1850 metredir. 2000 yılı sayımlarına göre nüfusu 3 bin 647'dir.
TEKMAN
Erzurum'a 151 kilometre mesafede bulunan Tekman 1946 yılında ilçe olmuştur. 2000 yılı sayımlarına göre nüfusu 6 bin 584'tür.
TORTUM
2500 yıllık bir geçmişe sahip Tortum 1425 kilometrekare alana kurulmuş ve denizden yüksekliği 1650 metredir. 2000 yılı sayımlarına göre nüfusu 10 bin 868'dir.
OLTU 
Aynı adı taşıyan çayın vadisinde kurulmuş olan Oltu kentinin çevresinde Oltu Taşı denilen siyah kehribar çıkarılır. 2000 yılı sayımlarına göre nüfusu 30 bin 73'tür.
OLUR
Genelde dağ, vadi ve ovacıkların oluşturduğu ilçenin rakımı 1334 metredir. Erzurum'a 200 kilometre mesafededir. 2000 yılı sayımlarına göre nüfusu 3 bin 260'tır.
UZUNDERE
Tarımın ağırlıkla yapıldığı ilçe Karadeniz bölgesi içerisinde yer almaktadır. 2000 yılı sayımlarına göre nüfusu 5 bin 465'tir. 

 

Erzurum Tarihi

Erzurum'un Adı

            Erzurum, günümüze kadar Theodosiopolis, Karin, Kalikala, Karnoi Kal(gh)ak gibi isimlerle anılmıştır. Nihai şeklini ise, Erzen el-Rum'dan aldığı ileri sürülmektedir. Erzen el-Rum'un anlamı ise ''Roma arazisindeki Erzen” olarak belirtilmektedir.

Erzurum’un adı üzere ileri sürülen başka bir rivayete göre ise;Erzurum kelimesi “Arz-ı Rum” denilen Bizans ülkesinden meydana geldiği yönündedir. Selçuklu dönemine ait paraların üzerinde şehrin adı Erzen el-Rum, Arzan-ı Rum ve Arz-ı Rum olarak görülmektedir. XVII. yüzyılın büyük Türk gezginlerinden olan Evliya Çelebi, ise şehrin adı ile ilgili olarak şunları yazmaktadır:”Bazıları Erzalum da derler. Azerbaycan yakınında geniş bir eyalettir.Bazı tarihlerde Nuşirevan-i Adil yapısı denilirse de doğrusu Akçakoyunlu padişahlarından Erzen Bay Bin Soktar Bin Gündüzbayoğlu yapısıdır” şeklindedir.[ Zuhuri. Danışman, Evliya Çelebi  Seyahatnamesi Tercümesi,c. III, 202]

Erzurum hakkındaki bilgiler Erzurum Kalesi ile zikredildiği için kaynaklar iç kalenin hakiminin şehrinde hakimi olduğu kabul edilmiştir. Erzurum Kalesinin kuruluşunu Hitit kaynaklarına göre M.S. 415 yılına kadar götürülmekle beraber bu döneme ait kesin bir kanıta rastlanmıştır. Ancak Erzurum Kalesinin bilinen tarihine göre; Bizans Generali Anatolius tarafından yaptırılmış ve İmparatorun adından ötürü “Theodosiopolis” ismi verilmiştir[Besim.Darkot, İslam Ansiklopedisi c. IV, İstanbul, 1964, c. IV., 341 vd.; M.H.Yınanç, İslam Ansiklopedisi c. IV, İstanbul, 1964, c. IV, 345 vd.].  Ağırlıklı olarak kullanılan “Karin” adı “Karintis” şeklinde Yunancalılaştırılmıştır. Araplar ise daha çoğunlukla “Kalikala” veya “Kali” adını vermişlerdir. Bugünkü Erzurum adı ise Erzen (Karaz) ’ın [Karaz Erzurum’un 16 km. kuzey-batısında, Ilıca ilçesinin 5 km. kuzeyinde, günümüzde Ilıca ilçesine bağlı durumda yer alıp Erzurum’un ilk kuruluş yeri olarak ifade edilmektedir.] Selçuklular tarafından yıkılması üzerine halkının Theodosiopolis’e gelmeleri sonucu bu şehre Erzen demişler ise de daha sonra Siirt yakınlarındaki Erzen’den ayırt etmek ve Anadolu’ya ait olduğunu bildirmek için Erzen er-Rum şeklinde ifade etmişler, daha sonra ise Erzurum şekline dönüşmüştür.

 

Türk Hakimiyetinden Önce Erzurum

           M.Ö. II. binde Anadolu’ya egemen  olan Hititler döneminde, Erzurum ve çevresine Hayaşalıların egemen olduğu Hitit kaynaklarından anlaşılmaktadır.[ Hamit Z. Koşay-K. Turfan Erzurum 1953, 350 vd.; Hamit Z.Koşay-Herman Vary Erzurum,1964.; Hamit Z.Koşay Erzurum 1972, 464.; A.Dinçol, “Hititler”, Anadolu Uygarlıkları Ansiklopedisi I, İstanbul, 1982, 35 vdd]

            M.Ö. I. Binde ise Urartu sınırları içerisinde yer alan ve Diau(e)hi olarak adlandırılan krallığın çekirdek topraklarını oluşturan Erzurum [A.Çilingiroğlu, Urartu Tarihi, Bornova, 1994, 12.], Urartu’nun yıkılışından sonra, Med ve Pers egemenliği altına girmiştir[V. Sevin “Anadolu’da  Pers  Egemenliği”,  Anadolu Uygarlıkları  Ansiklopedisi  II,  İstanbul  1982,  315  vdd.]. Daha sonra M.Ö. 188-145’te Hellen Krallarından I. Artaxias bölgeyi Hellen topraklarına katmıştır. Bölge daha sonrada Romalıların eline geçmiştir. 

            VII. yüzyılın ikinci yarısında Bizans’ın doğuya egemen olmasını önlemek için görevlendirilen Habib Bin Mesleme tarafından şehir ilk kez Araplar tarafından ele geçirilmiştir. 755’te Halife Ebu Mansur kaleyi tamir ederek, güçlendirmiştir[Belâzurî, Futuhûl-Buldan, çev. Mustafa Fayda, Ankara,1987, 278 vdd.; İbnü’l Esir, El Kamil Fi’t Tarih, çev. A. Özaydın,A. Ağırakça, C.IX,X,XI, İstanbul 1987.].

Tarih boyunca Med, Pers ve Sasani istilalarına uğrayan Erzurum, askeri ihtiyaçlar göz önüne de tutularak, burada inşa edilmiştir. Özellikle, doğu politikasına ister istemez büyük önem veren Bizanslılar, Karaz'daki yerleşme alanını terk ederek, dağlara daha yakın olan tepede, Theodosiopolis kalesini inşa etmişlerdir. İran'dan devamlı akınların ilk uğrak noktası olan kale, Anatolius'un emri ile 415-422 tarihleri arasında vücuda getirilmiştir. Ancak çok tahribat gören kalenin bu devre ait hiç bir kalıntısı kalmamıştır. Türk devresine ait yapılar şehre hakim olmuştur. Dış istilalar yanında dini mücadeleler de Theodosiopolis'de büyük etkiler yapmış, Ermeni ve Rumlar arasında devamlı fikir ayrılığı bazen büyük sürtüşmelere sebebiyet vermiştir. Bizanlilar Ortodoksluğu, Ermeniler de Gregoryenliği şehirde hakim kılmaya gayret etmişlerdir. Kiliselerdeki ilk ayrılık, tabiatıyla halk arasında da hizipleşmeyi sürekli olarak körüklemiştir. Hiristiyanlik bu durumda iken, doğudan Sasani tehlikesi de Theodosiopolis'i sık sık tehdit etmiştir[G.Ostrogorsky, Bizans Devletinin Doğu Sınırı, Ankara 1986, 65, 155; ]. 502’de Sasanilerin eline geçen Erzurum ve iç kale, sık sık Bizans ve Sasaniler arasında el değiştirmiştir[Sasaniler ile Bizans arasında ki sınır değişmeleri, Ernst.Honigmann'ın “Bizans'ın Doğu Sınırı” adlı eserde bahis konusu edilmiş ve  Erzurum pek çok kez kısa aralıklarla Bizans hakimiyetinden çıkmıştır.].

İslamî yaymaya çalışan Araplar da gazalarını diğer etkili güçlerin odak noktası olan Erzurum’a  yönlendirmişler ve ilk defa 651 yılında şehir önlerinde görünmüşlerdi. Halkın Saresen dediği bu Müslümanların başındaki Habib b. Mesleme kısa bir süre sonra Erzurum'u ele geçirmiştir. 653'de, Bizans imparatoru Konstantios, doğudaki bu şehri kurtarmak için bir sefer yapmış ve Arapları şehirden çıkarmayı başarmıştır. Araplar Muaviye zamanında, kaynaklarda “murabit”denilen yaklaşık sayıları iki bini bulan kişiyi burada iskan edilmiştir. 686'da Bizans Generali Leontios, 700 yılında da Halife Abd el-Melik'in oğlu Abdullah, Theodosiopolis'i hakimiyet altına almıştır. 753'de Bizanslılar Theodosiopolis'i tekrar ele geçirdiler. 760-770 yılları arasında Abbas isimli bir Abbasi kumandanı şehri kuşatmış ise de, kışın yaklaşması üzerine muhasarayı kaldırmak zorunda kalmıştır. 770-772 yıllarında  Theodosiopolis de kaynaklarda belirtildiği üzere bir Ermenilerin önderliğinde bir isyan patlak  vermiş, Ermenilerin ayaklanması  Abbasi komutanı Emir bin İsmail tarafından güçlükle bastırılmıştır.

Doğudaki Bizans varlığını Erzurum'da tutmak isteyen imparatorlar, Arapları devamlı surette tehdit ettiler. Katakalon ve İoannis Kurkuas, Bizans’ın üstünlüğünü sağlamak için büyük mücadeleler meydana getirmişlerdir. 923'deki şiddetli bir Bizans kuşatması, Muhammed b. Nasr el-Hacib'in zamanında yardıma koşması ile önlendi. 949'da İonnis Jimiskez Erzurum'u kalabalık bir Bizans kuvveti ile kuşattı ve Arapların savunduğu yüksek, tepeyi savunma kulelerini yıkarak şehri ele geçirmiştir. Taraflar arasındaki sürekli savaşlara rağmen Theodosiopolis’de ki ekonomik faaliyetleri ve tüccarların faaliyetlerinin(Başlangıçta Suriyeli, İranlı, Ermeni ve diğer milletlere mensup tüccarlar) mevcut stratejik durumunun yardımıyla olumsuz yönde etkilenmediği görülmektedir.

1021 yılında Bizans İmparatoru II. Basil(Basileos) bizzat Doğu’da göründü. Sebebi ise Bizans’ın Gürcü sınırındaki Tao(Oltu) ve Basian(Pasin) in Aphaz  ve Kartlı(Gürcistan) kralı Giorgi tarafından alınmasıydı. Doğuya gelerek Thedeosiopolis’i inşa ettiren II.Basil, Pasin’e girerek Okomi (Ügümi) köyünü ve civarını tahrip ettikten sonra Basean’ı baştanbaşa kat ettikten sonra Vanand(Kars) bölgesine girmiştir.[ Ernst Honigmann, Bizans Devletinin Doğu Sınırı,s.160-161,193-194.]

 

Türk Hakimiyetindeki Erzurum

            Erzurum’da ki Türk hakimiyetinde Gazneliler ve Selçuklular arasındaki siyasi çekişmenin büyük rol oynadığı görülmektedir. Ceyhun'un batısına itilen Türkler, Rey ve Azerbaycan üzerinden ilk defa Kur-Aras vadisine girmişlerdir. Türkler bunları sıkıştırdıkça, onlarda Bizans'ı rahatsız ediyorlardı. İstanbul'daki Bizans imparatorları, doğudaki valilerden aldıkları raporlar üzerine, önemli mezhep farkı bulunan ve emniyetleri için tehlikeli gördükleri Ermenileri daha iç yörelere zorla göç ettirdiler. Tampon bölgenin boşalması sırasında ilk defa Bizanslılar Türklerle karşı karşıya geldiler ve böylece Erzurum'un tarihinde

yeni bir dönem  açılmıştır.

            1048 veya 1049'da Bizans kaynaklarının Skyth veya Tazik diye adlandırılan Türkler, Selçuklular Erzurum'a doğru harekata geçtiler. Sultan Tuğrul verdiği emirle amcası, oğlu İbrahim Yinal ve Kutlamış'ı yeni gaza merkezine yolladı.  Bu Türk gazileri Theodosiopolis kalesine uğramadan, Karaz'a hücum etti[Osman Turan'a göre ''Erzurum Moğol istilasının ilk kurbanı olmuş ve Moğollar Türkiye'yi istila kapısını artık açmışlardır''-[11] Sevgen 1959, 112]. Geniş bir ovanın kuzey-batısında, Euphrates'in yukarı kolunun aktığı araziye yakın yerde bulunan Karaz, o devirde oldukça kalabalık bir şehirdi. Selçuklular dönemini anlatan eserlerde Karaz’ın savunma amaçlı bir yerleşim yeri olmasından daha ziyade ticaret yapılan ve birçok tüccarın uğrak yeri olan bir yerleşim yeri olduğu verilen bilgilerden anlaşılmaktadır. Selçuklulara önceden pek önem vermeyen Karazlılar, İbrahim Bey'in muhasaraya başlaması üzerine şehre çekilmiş ve sonrada şavaşa mecbur kalmışlardı. Kaynaklarda bildirildiğine göre bu sırada şiddetli bir rüzgarın patlak vermesinden faydalanan Selçuklular, yağlı paçavralar ile Karaz'da büyük bir yangın çıkarttılar. Bu olay Karaz'ın sonu oldu ve muhasaradan canını kurtarabilen halk güçlükle daha büyük bir kale olan Theodosiopolis'e sığınabilmiştir.

1054 yılında Anadolu seferine çıkan Tuğrul Bey, Pasin'i geçtikten sonra, Erzurum ovasına hakim olan bir tepeye bizzat çıkmış ve kalenin durumunu gözetlemiştir. Theodosiopolis, 1071'de imparator Romanos Diojenes’in, şehre gelip ve ikmal hazırlıklarını tamamlayarak Malazgirt’e doğru yürüyüşe geçmesi ile tekrar hareketlenmiştir. 26 Ağustos 1071' de büyük Türk zaferi, aynı zamanda Theodosiopolis'deki Bizans'ın son günleri oldu. Daha sonra Türkler Erzurum’u ele geçirecekler, Bizans'ın tek taraflı barışı bozmaları üzerine Ege sahillerine kadar gideceklerdir. Erzurum'un nasıl ve ne surette Selçuklu hakimiyetine geçtiği tam anlamı ile bilinmemektedir ve bu tarihi zaman parçası maalesef çok karanlık kalmaktadır.Ancak Erzurum’da Selçuklu  hakimiyetinin 1071 Malazgirt Zaferinden sonra gerçekleştiği kabul edilmektedir.

1071-1202 tarihleri arasında kurucusu Ebu'l-Kasım Saltuk olan Saltuklu Beyliği şehre hakim olmuş ve  şehre bir Türk-İslam karakteri vermiştir. Bazı kaynaklarda ve günümüz tarihçilerinin bir kısmı Saltukluların bölgeyi mücadele ile değil de  doğunun önemli bir kısmı ile birlikte Alp Arslan tarafından Saltuk Bey’e ikta olarak verilmesi yönündedir. Daha sonra Bayburt, Tercan, İspir, Oltu, Micingird, Kaçmaz ve daha birçok kasabanın Erzurum’a bağlandığını ve Saltuklu Beyliğinin Erzurum sınırlarının genişlediği görülmektedir. Böylece 1202 yılına kadar Erzurum veya Theodosiopolis Saltuklu Türkleri tarafından yöneltilmiştir.

1102-1103 yıllarında Saltuklu Beyliğinin başında bulunan Saltuk'un oğlu Emir Ali, de, [ Emir Ali, Erzurum Kalesi Tepsi Minare'yi inşa ettirmiştir. Kitabesinde ''Şems el-Mülük ve's-Selatin Emir  nanç Yabgu Alp Tuğrul Beğ Ebu'l-Muzaffer Gazi b.Ebu'l-Kasım'' yazısı görülmekte ve bu da Saltuklular'ın eski Türk ananesine sıkıca bağlı olduklarını göstermektedir].Kadı Ahmed'in ''el-Veled uş-Şefik'' adlı eserinde zikredilen  Kaim b. Ali'nın,aslında Saltukoğlu Ali bin Kasım olması gerekmektedir. Eğer Saltukoğlu Emir Ali’yi bu kişi olarak kabul edersek Kadı Ahmet’in eserinde zikredilen şu sözlerle “O, Irak'tan dönüp Erzen-er-Rum denilen Kalikala şehrini aldı” karanlık bir olay gün ışığına çıkarılmaktadır.

1116' da Gürcü kralı David, Saltukluların büyük rakibi olarak ortaya çıkmış ve Pasin Ovası'na kadar ilerleyerek Erzurum'u tehdit etmiştir. Onun çok sayıda Türk'ü öldürdüğü ve her yeri yakıp yıktığı Gürcü kaynakları tarafından belirtilmektedir.

Artukoğlu İl-Gazi, 1121'de Erzen Beyi Toğan Arslan ile Erzurum'a gelmiş ve Emir Ali'yi de beraberlerine alarak, Tiflis'e kadar bir intikam seferi düzenlemiştir. 1124'te Gürcüler, İspir ve Pasin Ovası’na kadar bir karşı akın yaptılar ve bu defa ki yürüyüşleri de çok kanlı bir şekilde sonuçlanmıştır.

Saltukoğlu İzzed-Din[Onun hakimiyeti esnasında, Azimi'nin yazdığı gibi büyük bir deprem, 1145'de Erzurum'da büyük kayıplara sebebiyet vermiştir.], 1168'e kadar saltanat sürmüştür. Saltuklu Nasır ed-Din- Muhammed'den sonra, 1191'de tahta Mama Hatun[''El-Feth ül-Kussi'' isimli eserde Mama Hatun için, “O, Erzurum askeri ile Selçuklu heybetinde Ahlat’a gitti” ifadesi kullanılmıştır.] geçmiştir. Tercan'daki kendi adıyla zikredilen türbe ve kervansaray Mama Hatun tarafından yaptırılmıştır.

1193'de Gürcüler bir kere daha Erzurum önlerinde görüldüler Erzurum halkı bu olaydan çok etkilenmiş ve '' bu felaket bize nereden geldi. Memleketimizde hiç bir zaman Hıristiyan görmemiştik'' diye şikayetçi  oldukları kaynaklarda belirtilmektedir. Bu durumda halkın Saltuklu idaresinden memnun olduğunun bir göstergesidir.

Saltuklu egemenliği 1202'de sona ermiş ve Rükned-Din Süleyman Şah'ın gayretleri ile Selçuklular Erzurum'a sahip olmuşlardır.

Selçuklu dönemi paralarında belirtildiği üzere Mugis ed-Din Tuğrul, Şahmelik  unvanı ile burada göreve başlamış, 1225 yılına kadar  Erzurum’un yönetiminde bulunmuştur. 1225-1230 arasında oğlu Cihanşah, Erzurum'da bulunmuş, bu sıralarda belirmeye başlayan Konya hakimiyeti Erzurum'u da içine almıştır. Harzemşahlar ile olan yakın ilişkiler Selçuklu Sultanı Alaed-Din Keykubad'in dikkatini Erzurum ve çevresi üzerine çekmiştir. O, Moğol tehlikesinin ufuklarda görünüşünden kısa bir önce Erzurum'u ele geçirmiş ve Cihan Şah'ın bağışlanma isteğini kabul etmiştir.

1242'de Moğollar Erzurum önlerine geldiler ve Baycu Noyan idaresinde şehri kuşattılar. Subaşı Sinaned-Din Yakut ümitsiz bir şekilde bu sınır kalesini savundu ise de, Şeref ed-Din Duvin isimli komutanın ihaneti sonunda mağlup olup kaleyi teslim etmek zorunda kalmıştır.[ Osman Turan'a göre ''Erzurum Moğol istilasının ilk kurbanı olmuş ve Moğollar, Türkiye'nin istila kapısını artık açmışlardır.]

1297'de Naib Mucired-Din Emir Şah ve maiyeti Erzurum'a kötü günler yaşatmışlar ve halktan zorla ağır verdiler tahsil etmişlerdir. Selçukluların 1308' de yıkılması ile İlhanlı nüfuzu kendisini gittikçe hissettirmiştir. Çünkü başkent Tebriz’i batıya ve denize bağlayan önemli yollar bu şehirden geçmekteydi.

1310’da Hace Yakut, kendi adı ile anılan bir medrese yaptırmış ve şehri güzelleştirmiştir. 1336-1337'de Erzurumu ziyaret eden İbn Battula, iki Türk kabilesinin rekabet halinde yaşadığını yazmaktadır. Ona göre; “O tarihte Erzurum'un en yaşlı ahalisi Tuman idi. Tuman diğerlerine oranla daha güçsüz idi. Emir Hacı Togay ve Hasan gibi beyler de kendi Türkmenlerine dayanarak Erzurum'da hakimiyet tesis etmişlerdi. Sonuncusu kendi adı ile söylenen Hasan Kale[Kaynaklarda verilen bilgilerde Hasankale(Pasinler Kalesi) hakkında çelişkili bilgiler yer almaktadır. Bunların başında arasında Kalenin yapılış zamanı gelmektedir. Zira bir kısım tarihçiye göre Kaleye verilen Hasan Kale adının eteklerine inşa edildiği Hasan Dede dağından geldiği ve kaleyi yaptıranın 1336-1310 yılları arasında yaşayan Hasan Bey olmadığı, Kalenin bilinen en eski tarihinin Urartulara dayandığı İçlerinde Hasan Bey’inde bulunduğu bir çok bey ve hükümdarın kaleye hakim olup üzerine ek yapılar yaptırdığı yönündedir. Bir başka görüşe göre ise Hasan Bey’in yaptırdığı kalenin Hasan Kale(Pasinler Kalesi) değil de bölgede henüz tam anlamıyla tespit edilemeyen veya tam olarak tarihlenemeyen kalelerden biri olduğu yönündedir. Bk. M.F. Kırzıoğlu,Anı şehir Tarihi(1018-1236),Ankara,1982, s.22. O.Turan, Selçuklular Zamanında Türkiye, İstanbul, 1971 s,165,258,507. İ.H. Konyalı,Abideler ve Kitabeler ile Erzurum,İstanbul,1960,s.463]] olarak adlandırılan kaleyi inşa ettirmiş ve Erzurum'u doğudan gelecek baskılara karşı korumuştur.

1340'da Sulduz aşiretinin büyük liderlerinden Çoban'ın Togaylılarla sert mücadelesi yine Erzurum çevresini kana boyamıştır.

1360' da batıdan doğuya genişleyen Eretnalilar Erzurum'u ele geçirdiler. Kaynaklarda ki bilgiye göre bu hakimiyet 1362 yılına kadar devam etmiştir.

 1377'den önce de Türe Beğ isimli birinin Erzurum hakim olduğunu görüyoruz. 1385'de Karakoyunlu Mehmed, Erzurum'da saltanat sürmekte idi. Mavera ün-Nehr ve İran’ı ele geçiren Temürlenk Kara Mehmetoğlu, Mısır Hoca'yı Avnik kalesinde[Avnik Kalesi hakkında bilgi için, Bk.; A. Şerif Beygü, Erzurum tarihi, Anıtları Kitabeleri, İstanbul, 1936 s. 223 vdd.; İ.Hakkı Konyalı, Abideleri ve Kitabeleri ile Erzurum, İstanbul,1960, s.490 vdd.]muhasara etmiş ve sonra da Erzurum'u ele geçirmiştir. 1400 ve 1402'de Temürlenk Erzurum'dan geçmiş Ankara Meydan Muharebesi sonunda gerçekleştirdiği Anadolu harekatı dönüşünde kısa bir müddet şehri şereflendirmiştir. Temürlenk burasını önce Mutahhartan'a verdi. Daha sonra da Ali isimli bir Türkmeni idareci tayin etmiştir. Ruj Gonzales Klavijo [İspanyol kralı adına Semerkand'a gitmekte olan elçilik heyetinde yer almıştır.], seyahati sırasında şehirde kalmış ve kısa tasvirde bulunmuştur. Ona göre “Erzurum; Ali Bey tarafından yönetilmekte ve bir kısım Ermeni de burada yaşamakta idi.”

Şahruh zamanında Erzurum yine birçok olaylara sahne oldu. Kara Yülük olayı uzun müddet halkın hafızasından silinmedi. 1454 ve 1456'da Uzun Hasan. Erzurum havalisine akınlar tertip etti. Safavilerin meşhur şahlarından İsmail’de 1499'da Erzurum'dan geçmiş ve 1502'de Sultan Elvend'i bozguna uğratmıştır.

 

Osmanlı Hakimiyetinde Erzurum

           Yavuz Sultan Selim zamanında Osmanlı topraklarına dahil edilen Erzurum, Safavilerle yapılan savaşlarda da eski tarihi önemini korumuştur. XVII.yüzyıl kaynaklarına göre Erzurum, “Paşa sancağı” olarak, Şarki Karahisar, Kığı, Hınıs, Yukarı Pasin, Malazgirt, Tekman, Kız-Uçan, İspir, Tortum, Namervan ve Micingird sancaklarından meydana gelen beylerbeyliği yapılmıştır.

1540 tarihli Erzurum Kanunnamesi idari yapı açısından son derece önemlidir. Osmanlı devrinde şehir, Anadolu ve Karadeniz'den doğuya, İran’a kadar giden büyük askeri ve ticaret yolu üzerinde bulunması sebebi ile de ordunun toplandığı ve dayandığı yerdi. Lala Mustafa, Sinan, Ferhad ve Özdemiroğlu Osman Paşa'ların doğu harpleri esnasında Erzurum'u üs olarak kullandıkları belirtmektedir. Abaza Mehmed Paşa'nın meşhur isyanı, Osmanlı dünyasının gözlerini buraya dikmesine neden olmuştur. (1622).

            IV. Murad 1635'de Erzurum'a gelmiş ve Ilıca'dan sonra törenle karşılanmıştır. Revan seferi dolayısıyla Erzurum ve çevresinde hissedilir imar faaliyetleri görülmüş olup, bunu IV. Murad 'ın verdiği kesin emirlere borçludur.

XIX.yy'da Erzurum tarihinde yeni bir sayfa açılmıştır. O zamana kadar şehri tehdit
eden İran tehlikesi, bu tarihten itibaren yerini Hıristiyan Ruslara bırakmıştır. Çar Deli Petro'nun vasiyeti gereği sıcak denizlere inmek isteyen Çarlık Rusyası, Kafkas hakimiyetinin sağlanmasından sonra, ilk defa 1828de, Anadolu'nun doğusuna saldırdı. Erzurum 1828-1829, 1878,1916'da üç defa Rus istilasına maruz kalmıştır. Bu istilalar geçici olmakla beraber Ruslar çok büyük tahribat yaptılar. 1877-1878 de Müşir Gazi Ahmet Muhtar Paşa doğuda Rusları ard arda birkaç defa bozguna uğratmasına rağmen savaş, devamlı takviye alan Rusları lehine döndü. Müşir Gazi Ahmet Muhtar Paşa , Rus generali Tergukasof'u Halyaz Meydan Muharebesinde yendi. Ayrıca Rus başkomutanı Ermeni asıllı Melikof'u Zivin Meydan Muharebesinde perişan etti. Rus çarı, bu yenilginin üzerine Melikof'u azletti. Gazi Ahmet Muhtar Paşa , Rus ordusunu Kars ve Gümrü arasında Gedikler Meydan Muharebesinde üçüncü defa yendi.Sultan İkinci Abdülhamit Han, Ahmet Muhtar Paşa'ya “Gazi” unvanını verdi. 34bin Türk askeri ,74 bin Rus askerine karşı Yahniler Meydan Muharebesini kazandı. Ruslar aşırı derecede kuvvet yığınca , Gazi Ahmet Muhtar Paşa ordusunu Erzurum'a çekti. Böylece Türk ordusunun dağılması önlenmişti. Yeni Köy Savaşı'nı kazanan Gnl.Paskeviç, Erzurum’u ele geçirdi. 14 Eylül 1829 Edirne Barışı üzerine Rus ordusu Erzurum'dan çekildi. 1853-1855'de Edirne Barışı üzerine Rus ordusu Erzurum'dan çekildi. 1853-1855'de tekrar Rus tehlikesi Kars'tan sonra Erzurum'u tehdit etmiştir. Osmanlı Hükümeti doğudaki bu büyük tehlike üzerine Erzurum'u daha tahkimli hale getirdi ve tabyalar yaptırdı. 1877-8 Osmanlı Rus Harbinde, Gazi Ahmet Muhtar Paşa, Erzurum'u Ruslara karşı savundu ve 8-9 Kasım 1877'de yapılan Aziziye Baskını'nı halkın yardımı ile geri püskürttü. Bu hadiselerde Ermenilerin ihaneti belirgin bir şekilde ortaya çıkmıştır. Son savaşta, Osmanlı Devletinin gelecekteki dayanak noktasının Erzurum olduğu daha iyi anlaşılmıştır. Rus çekilmesinden sonra Erzurum bazı ekonomik krizlerin esir oldu. Hayvan vergisi sebebi ile halk arasında hoşnutsuzluk belirmiş ve hükümete karşı tepkiler meydana gelmiştir. Bu harekat, Meşrutiyet rejimi için ilk adım sayılmış ve Canveren Derneği tarih rolünü ifade etmiştir. Erzurum, I. Dünya Savaşı’nda Türk askeri harekatının yine merkezidir. Sarıkamış başarısızlığı üzerine 16 Şubat 1916'da, yine bir ihanet sonucu Erzurum’u Ruslar ele geçirdiler. Son vali Tahsin Bey,Bab-ı Ali’ye çektiği telgrafla bu serhat ve gaziler, şehitler diyarının bir an evvel tekrar şanlı bayrağımıza kavuşturulmasını vurgulamıştır.

Erzurum, Ermeni vahşetinin kol gezdiği iki yıllık kara günleri yaşadı. 12 Mart 1918'de I.Kafkas Kolordusu Komutanı Alb.Kazım Karabekir tarafından kurtarılmıştır.

           Osmanlı hakimiyeti altında Erzurum; Saltuklular da başlayan Türk-İslam karakteristik özelliğinin uygulanışını daha da iyi hissetmiş her yönüyle eşsiz, döneminin ve günümüzün büyük ihtiyaçlarına cevap veren büyük ve çok sayıda eser vücuda getirmişlerdir.